Destinasyon

ADATEPE

ANTİK KENTLER

TRUVA ANTİK KENTİ: MÖ 3000 yılına kadar uzanan tarihi geçmişi ile dünyanın en ünlü arkeolojik alanlarından biri olan Truva Antik Kenti, Homeros’un İlyada Destanı’nda bahsedilen Troya Savaşı’nın yapıldığı yer olarak da biliniyor. Troya Antik Kenti 1998’den beri UNESCO Dünya Miras Listesi’nde yer alıyor.

Kuruluş efsanesine göre deniz perisi Thetis ile denizler tanrısı Okeanos’un kızı Elektra, Zeus’un karısı olarak Dardanos’u dünyaya getirmiş. Dardanos’un oğlu Tros, Truad adlı kenti, onun oğlu İlus da Troya kentini kurmuştur.

Troya’da 1871 yılından itibaren yapılan kazılar, kentin tarihi boyunca defalarca kurulup yıkıldığını ortaya koyuyor. Dokuz kent katmanının yanında kırk iki yapı katı ortaya çıkarılmış. Daha sonraki yıllarda devam eden kazılar sonucu, tiyatro, hamamlar, çeşitli buluntular ile son derece gelişmiş bir kanalizasyon sistemi ve yapı temellerine de ulaşılmış.

ASOS ANTİK KENTİ:Troya’dan sonra bölgedeki en büyük antik kent olan Assos bir volkan konisi üzerinde kurulmuş. Midilli’den gelen Lelegler’in kurduğu Asos Antik Kenti, zamanının en önemli kıyı-tepe liman kenti olarak biliniyor.

Lav akıntılarından oluşmuş kayalıklar kuzey ve güneyinde teraslar halinde denize iniyor. Assos’un yerleşim yeri olarak seçilmesinin en büyük nedeni hem denize hem karaya hakim konumda yer alması. Assos’un güneyinde Ege Denizi ve Lesbos (Midilli) Adası, kuzeyinde Troya, batısında Lekton (Babakale) şehri, doğusunda İda (Kaz Dağı) ve güney doğusunda Pergamon şehri ile çevrili.

Assos tarihte sırasıyla Lidyalıların, Perslerin, İskender’in ,Roma ve Bizans İmparatorlukları’nın hakimiyetlerinden sonra 14 yy başlarında Osmanlı İmparatorluğu’nun egemenliği altına girmiş. Ayrıca Assos tarihinin en önemli özelliklerinden biri de ünlü Filozof Platonun öğrencilerinden Aristoteles’in 3 yıl boyunca Assos’ta yaşamış ve burada bir felsefe okulu kurmuş olması.

BERGAMA ANTİK KENTİ Helenistik Dönemin en görkemli yerleşim merkezlerinden biri olan Bergama’nın tarihi, MÖ yedinci yüzyıla kadar gitmektedir. Kent MÖ 281-133 tarihleri arasında yaklaşık 150 yıl süren Pergamon Krallığı'nın başkenti olmuştur. Antik Pergamon kenti, Kale Tepesi'nde yapılan teraslamalar üzerine kurulmuş; tapınakları, sokakları, sosyal ve ticari meydanları ile Helenistik Dönemin en muhteşem şehir merkezlerinden olmuştur. Bergama ismi, antik Pergamon isminin biraz değişerek günümüze gelmiş hâli olup “korunaklı kale” anlamına gelir. “Kale Tepesi” olarak bilinen yerin en üst kısmına kurulan kent, daha sonra yamaçlardan ovaya doğru genişlemiştir. Tepenin en yüksek noktasında yer alan ve kentin yönetim merkezini oluşturan Akropol, bütün görkemiyle kente gelen konuklarını ağırlamaktadır. Ören yerindeki en görkemli yapılardan bir diğeri, baş döndüren yüksekliğiyle Traian Tapınağı’dır. Tapınağın üç tarafı galerilerle çevrilidir. Dünyanın en dik (yaklaşık 70 derece) tiyatrosu da yine Akropol’de yer almaktadır. 10.000 kişilik tiyatronun 80 sıralı seyir bölümünün en üst sırası ile orkestra arasında 36 m’lik bir kot farkı vardır. Tiyatronun terasının üstündeki Athena Kutsal Alanı, bugün yalnızca temelleri kalan, Bergama’nın en eski tapınağıdır. Tapınak, kentin koruyucu tanrıçası Athena’ya adanmıştır. Helenistik Dönem’de yaptırılan ve sahip olduğu 200.000 yazma eserle döneminin en büyük 2. kütüphanesi olan Pergamon Kütüphanesi, kent Roma egemenliğine geçtiğinde Antonius tarafından Mısır Kraliçesi Kleopatra’ya armağan edilmiştir. Bergamalılar, kendi icatları olan parşömen kağıdından yapılmış kitaplarla, bu kütüphanede büyük bir kültür hazinesi yaratarak değerlerin gelecek kuşaklara aktarılmasını sağlamışlardır.