Destinasyon

ADATEPE

ADATEPE

Küçükkuyu’dan kıvrıla kıvrıla tırmanan bir yolla çıkılır Adatepe’ye. Yükseldikçe, nefes kesici güzelliklerle dolu Edremit Körfezi’nin bir başka ayrıntısı gözler önüne serilir. Daha köyün girişindeki mezarlığın önünden geçerken, benzersiz bir yere geldiğinizi anlarsınız.

Çanakkale’nin Ayvacık ilçesine bağlı Küçükkuyu beldesinin kuzeyinde bulunan Adatepe, çok kültürlü tarihi ve doğal yapısını koruması sayesinde Türkiye’nin en çok konuşulan ve ziyaret edilen köylerinden biridir. İda Dağı’nın batı yamaçlarında, Edremit Körfezi’nin kuzey ucunda bulunan Adatepe, Küçükkuyu’ya 3.5 kilometre uzaklıkta ve deniz seviyesinden 280 metre yüksekliktedir.

İlyada destanında, Gargaron olarak bilinen bölgede yer alan Adatepe, binyıllar boyunca Troya, Leleg, Midilli, Pers, Atina, Roma, Selçuklu ve Osmanlı egemenlikleri altında bugüne ulaşmıştır.

Türklerin yerleşiminin 10. yüzyıl dolaylarında olduğu tahmin edilen Adatepe’nin bu dönemde Çepniler olarak bilinen Oğuz boyu tarafından kurulduğu düşünülmektedir. Adatepe köyünün girişindeki mezar taşlarından da bu mevkideki Türk yerleşiminin Selçuklu öncesi dönemde olduğu tespit edilmiştir. Türklerin yaşadığı Adatepe’ye 1800’lü yılların ilk yarısından itibaren karşıdaki Midilli Adası’ndan Rumlar yerleşmeye başlar, yıllar içinde Rum nüfus da giderek artar.

Ağırlıklı olarak köyün alt ve üst tarafı olmak üzere ayrı yerleşim yerlerinde otursalar da Türkler ve Rumlar yıllarca bir arada yaşar. Bu dönemde Adatepe, bölgenin sosyal ve ekonomik açıdan merkezi yörelerinden biridir. özellikle zeytin ve zeytinyağı ticaretinin yaygın ve geniş ölçekli yapıldığı, zeytinyağı fabrikalarının işletildiği köy, kalabalık nüfusu ve canlı ticaret hayatıyla çekim merkezi durumundadır. Ancak daha sonra Balkan Savaşları, Birinci Dünya Savaşı derken bu coğrafyaları saran huzursuzluk ve savaş ortamı kara bulutlar getirir.

Kurtuluş Savaşı’nın kazanılmasının ardından, 1924 yılında Türkiye-Yunanistan Nüfus Mübadelesi yürürlüğe girer. Adatepe’deki Rumlar Midilli’ye döner. Onların yerine de Midilli ve Girit’ten gelen Müslüman göçmenler getirilir.

Adatepe, 1950’lere gelene kadar 400 hanesi ile oldukça gelişmiş bir köydür. Köyde üç kahvehane, bir han, ayakkabıcı, berber, meyhane, lokanta, manifaturacı, hamam ve fırın da vardı. Pazar, Küçükkuyu’da değil; Adatepe’de kurulurdu.

1950-1970 yılları arasında politik çekişmeler ve geçim kaynaklarının azalması ile köyün nüfusu da 1500’lerden 400’lere düşer.


Köyün Kaderi Değişiyor


1980’lere gelindiğinde, Adatepe’nin gelişimine ve günümüze dek korunmasına etki eden sürece girilir. Özellikle İstanbul, Ankara, İzmir gibi büyük şehirlerden Adatepe’yi gezmek için gelen bir grup aydın buradaki büyülü atmosferden çok etkilenir. Sanatçı, yazar, mimar, akademisyen, iş insanı kimliği bulunan bazı isimler Adatepe’den ev alıp restore ettirirler.

Adatepe’nin doğası, mimari yapısı ve kültürel dokusunun korunması gerektiğine inanan bu öncüler, neredeyse terkedilmiş görüntüsü veren köyün çehresini değiştirir. Resmi temaslarda bulunur, tarihi niteliği bulunan taş binaların restorasyonunu gerçekleştirir ve çevrelerini burada olup bitenden haberdar ederler. 1990’lara doğru bir yandan yerli halk, özellikle gençler, köyden ayrılıp kıyı bölgelere göç ederken, bir yandan da bir avuç gönüllü buraya yerleşip Adatepe’nin kalkınması için uğraş verir.

Köy halkı ile birlikte çeşitli girişimlerde bulunan kişilerin çabaları resmi makamlarda da karşılık bulur ve Adatepe köyü, 1992 yılında Kentsel Sit Alanı ilan edilir.

Sit Alanı ilan edilmesiyle birlikte, Adatepe’nin bir süre sonra belki de yok olmaya yüz tutacak mimari dokusu, önce korunmaya alınır, ardından da yapılar birer birer geçmişin tüm estetiğiyle ayağa kalkar. 2000’lerin başından itibaren turizmde gözle görülür bir gelişmenin yaşandığı Adatepe günümüzde, yaz aylarında çok yoğun olmakla birlikte dört mevsim ziyaretçi ağırlamakta, Türkiye’nin ve dünyanın dört bir yanından doğa, tarih, kültür meraklıları sokakları doldurmaktadır.


Taşmektep


Taşmektep, Adatepe’nin yakın geçmişinde olduğu kadar bugününde de eğitim ve kültür yuvası olan, özel bir taş yapı. Köy meydanına 5 dakikalık yürüyüş mesafesinde, çam ağaçları arasında, ilham veren bir konumda bulunan okulun ünü günümüzde bölgesel sınırların çok ötesine geçmiştir. 38 yıl boyunca ilkokul olarak kullanılan Taşmektep bugün seminerler, atölye çalışmaları, kültürel, sanatsal ve felsefi etkinlikler gibi birçok organizasyona ev sahipliği yapıyor.